İmsak Vakti İstanbul
İstanbul Namaz Vakitleri
| Gün | İmsak | Güneş | Öğle | İkindi | Akşam | Yatsı | Kıble |
| 22 Ağustos 2009 Cumartesi | 4:38 | 6:14 | 13:14 | 16:58 | 20:03 | 21:30 | 12:07 |
| 23 Ağustos 2009 Pazar | 4:39 | 6:15 | 13:14 | 16:57 | 20:01 | 21:28 | 12:07 |
| 24 Ağustos 2009 Pazartesi | 4:41 | 6:16 | 13:14 | 16:57 | 19:59 | 21:26 | 12:06 |
| 25 Ağustos 2009 Salı | 4:42 | 6:17 | 13:13 | 16:56 | 19:58 | 21:25 | 12:05 |
| 26 Ağustos 2009 Çarşamba | 4:43 | 6:18 | 13:13 | 16:55 | 19:56 | 21:23 | 12:04 |
| 27 Ağustos 2009 Perşembe | 4:45 | 6:19 | 13:13 | 16:54 | 19:55 | 21:21 | 12:03 |
| 28 Ağustos 2009 Cuma | 4:46 | 6:20 | 13:13 | 16:53 | 19:53 | 21:19 | 12:02 |
| 29 Ağustos 2009 Cumartesi | 4:48 | 6:21 | 13:12 | 16:52 | 19:52 | 21:17 | 12:02 |
| 30 Ağustos 2009 Pazar | 4:49 | 6:22 | 13:12 | 16:51 | 19:50 | 21:15 | 12:01 |
| 31 Ağustos 2009 Pazartesi | 4:50 | 6:23 | 13:12 | 16:51 | 19:48 | 21:13 | 12:00 |
| 01 Eylül 2009 Salı | 4:52 | 6:24 | 13:11 | 16:50 | 19:47 | 21:11 | 11:59 |
| 02 Eylül 2009 Çarşamba | 4:53 | 6:25 | 13:11 | 16:49 | 19:45 | 21:09 | 11:58 |
| 03 Eylül 2009 Perşembe | 4:54 | 6:26 | 13:11 | 16:48 | 19:44 | 21:07 | 11:57 |
| 04 Eylül 2009 Cuma | 4:55 | 6:27 | 13:10 | 16:47 | 19:42 | 21:05 | 11:56 |
| 05 Eylül 2009 Cumartesi | 4:57 | 6:28 | 13:10 | 16:46 | 19:40 | 21:03 | 11:55 |
| 06 Eylül 2009 Pazar | 4:58 | 6:29 | 13:10 | 16:45 | 19:39 | 21:02 | 11:54 |
| 07 Eylül 2009 Pazartesi | 4:59 | 6:30 | 13:09 | 16:44 | 19:37 | 21:00 | 11:54 |
| 08 Eylül 2009 Salı | 5:01 | 6:31 | 13:09 | 16:43 | 19:35 | 20:58 | 11:53 |
| 09 Eylül 2009 Çarşamba | 5:02 | 6:32 | 13:09 | 16:42 | 19:34 | 20:56 | 11:52 |
| 10 Eylül 2009 Perşembe | 5:03 | 6:33 | 13:08 | 16:41 | 19:32 | 20:54 | 11:51 |
| 11 Eylül 2009 Cuma | 5:04 | 6:33 | 13:08 | 16:40 | 19:30 | 20:52 | 11:50 |
| 12 Eylül 2009 Cumartesi | 5:05 | 6:34 | 13:08 | 16:39 | 19:29 | 20:50 | 11:49 |
| 13 Eylül 2009 Pazar | 5:07 | 6:35 | 13:07 | 16:37 | 19:27 | 20:48 | 11:48 |
| 14 Eylül 2009 Pazartesi | 5:08 | 6:36 | 13:07 | 16:36 | 19:25 | 20:46 | 11:47 |
| 15 Eylül 2009 Salı | 5:09 | 6:37 | 13:07 | 16:35 | 19:23 | 20:44 | 11:46 |
| 16 Eylül 2009 Çarşamba | 5:10 | 6:38 | 13:06 | 16:34 | 19:22 | 20:43 | 11:45 |
| 17 Eylül 2009 Perşembe | 5:11 | 6:39 | 13:06 | 16:33 | 19:20 | 20:41 | 11:44 |
| 18 Eylül 2009 Cuma | 5:13 | 6:40 | 13:05 | 16:32 | 19:18 | 20:39 | 11:43 |
| 19 Eylül 2009 Cumartesi | 5:14 | 6:41 | 13:05 | 16:31 | 19:17 | 20:37 | 11:42 |
| 20 Eylül 2009 Pazar | 5:15 | 6:42 | 13:05 | 16:30 | 19:15 | 20:35 | 11:41 |
| 21 Eylül 2009 Pazartesi | 5:16 | 6:43 | 13:04 | 16:28 | 19:13 | 20:33 | 11:40 |
İş Elbisesi
İş Elbiseleri ve tüm üniforma çeşitlerini www.iselbise.com sitemizde bulabilirsiniz
Intel Centrino Nedir?
Dizüstü bilgisayarlar için Intel’in ürettiği bir işlemcidir.
Intel® Centrino® Mobil Teknolojisi, dizüstü bilgisayarlar için en iyi Intel teknolojilerini bir araya getirir. Yalnızca bir işlemci olmanın dışında, tam entegre kablosuz LAN² özelliğine sahiptir ve mükemmel mobil performans sağlarken, daha hafif, taşıması kolay dizüstü bilgisayarları için daha uzun pil ömrü olanağı tanır.
İnsan Kaynakları Yönetimi Nedir?
İnsan Kaynakları Yönetimi ne bütünsel bir bakış açısı ile bakmayı sağlar. Yapılacak örnek uygulamalarla teorik bilgilerin pratik bilgiler ile pekiştirilirilmesini sağlayan bir insan kaynakları uzmanlık sertifika eğitimi dir . Kurum kültürü ve ülke kültürünün insan kaynakları uygulamaları na etkisini değerlendirmeyi ve uygulanabilir sistemler geliştirmeyi öğretir. Alanında deneyimli ve farklı şirketlerde görev almış mentör başkanlığında önde gelen şirketlerin uygulamalarının da anlatılacağı eğitim süresince kıyaslama yapılmasına ( benchmark ) olanak sağlanır. İş yaşamından derlenecek gerçek veriler ile desteklenecek atölye çalışmaları ile reel veriye dayalı sonuç raporları görülmesi imkanı sağlanır. Ayrıntılı bilgi için; www.egitisim.com.tr
İmmobilizer Nedir
Dünya çapında artan otomobil hırsızlığı, otomobil üreticilerini her geçen gün yeni yöntemler geliştirmeye zorlamaktadır. Artık, alarm sistemlerine ek olarak, otomobilleri tamamen hareketsiz bırakan güvenlik sistemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Direksiyon,el freni,vites kolu ve debriyaj pedalı gibi elemanlara bağlanan mekanik kilitlerden sonra şimdide otomobillerin motorlarını elektronik olarak kilitleyen ve aynı zamanda immobilizer olarak da bilinen otomobil güvenlik sistemleri geliştirilmiştir.Artık bir dünya standardı haline gelmiş olan immobilizer her sene milyonlarca araca takılmaktadır İmmobilizer, bir çok otolarda standart aksesuar olarak kullanılmaktadır.
İmmobilizer, sistem beyninin ve devre kesici rölelerinin bulunduğu bir ana ünite, aracın kontak anahtarı yuvasının yakınına yerleştirilmiş bir okuyucu anten ile kontak anahtarının yanına takılan bir elektronik anahtardan oluşur. Kontak anahtarındaki elektronik anahtar, okuyucu antenin gönderdiği radyo frekans dalgalarının yarattığı manyetik alanın içine girince şarj olur. Bu sayede, elektronik anahtar, içindeki telsiz vericisi vasıtasıyla, üzerine daha evvelden kaydedilmiş olan şifreyi hiç bir enerji kaynağına gereksinim duymadan, 5-10 cm.’lik uzaklıktan okuyucu antene gönderir.
Okuyucu anten, aldığı bu şifreyi sistemin bilgi bankasındaki mevcut şifrelerle karşılaştırır ve şifrenin doğruluğunu teyit ettikten sonra motorun hayati önem taşıyan kontak, marş motoru ve yakıt pompası devrelerini serbest bırakır, dolayısıyla motorun çalışmasına izin verir. Bu işlemlerin hepsi sürücünün haberi bile olmadan saniyenin onda biri gibi kısa bir sürede gerçekleşir. Anahtar kontaktan çıkarıldıktan 20 saniye sonra da, motorun bu üç devresi sistem tarafından otomatik olarak tekrar devre dışı bırakılır.
İmmobilizer,in otomobil hırsızlığına karşı kullanılan benzeri sistemlerden daha güvenilir, daha emniyetli, daha kullanışlı, daha dayanıklı, daha küçük, ve daha ucuz olması, bu sistemin bütün dünyada çok çabuk benimsenmesini sağladı. Ayrıca elektronik kimlik kartının kopyalanamama özelliği, uzaktan okunma kabiliyeti, elektromanyetik enterferansdan veya X- ışınlarından etkilenmemesi dayanıklılığı pil veya başka bir dahili güç kaynağı,dolayısıyla da bakım onarım gerektirmemesi de bu sistemin bu denli başarılı olmasındaki diğer etkenlerdir.
Hiçbir güvenlik sisteminin % 100 başarılı olamayacağı hemen herkes tarafından Bilinmektedir.Asıl amaç hırsızın işini zorlaştırmak, onu caydırmak ve immobilizer olmayan bir arabaya yönelmesini sağlamaktır. Nitekim immobilizer takılan modellerde, hırsızlık oranı % 90 düşüş göstermiştir. Ayrıca hiçbiri immobilizeri saf dışı bırakılarak çalınmamıştır. Çalınan arabalar ya çekilip götürülmüşler ya da hırsız, sürücünün elektronik kimlik kartlı kontak anahtarını çalıp arabayı çalıştırmıştır.
Anahtarcı Yetiş
7/24 Hızlı Servis
Mobil Tel ; 05327317026
Şirket Tel ; 02163366369
Işık Nedir
Işık, görmemize olanak veren bir enerji biçimidir . Saniyede yaklaşık 300 bin kilometre hızla, dalgalar halinde yol alır . Güneş en önemli ışık kaynağıdır . Güneş ışığı olmadan dünyada hiçbir canlı yaşayamaz. Dünyayı ısıtan, besinlerin üretilmesini, solumamız için gerekli havayı sağlayan Güneş ışığıdır . Yakıtların oluşması da Güneş ışığına bağlıdır . Bundan milyonlarca yıl önce ölen bitkiler Güneş ışığının enerjisini depolamıştı. İnsanlar bugün petrol, kömür ve doğal gaz yaktığında bu depolanmış enerjiyi kullanmaktadırlar . Elektrik ışığı yapay bir ışık kaynağıdır . Ama doğal ya da yapay her türlü ışık atom denen parçacıklardan gelir . Atomlar enerji yüklüdür . Enerji parçacıklarına foton denir . Işık, elektromanyetik ışınım (radyasyon) üreten fotonlardan oluşur . Işık görülebilir . Oysa radyo dalgaları ve X ışınları gibi öteki elektromanyetik ışınım türleri gözle görülemez.
Işık , maddenin fiziksel yapısındaki atomik etkileşim sonucu meydana gelen , ışıyan bir enerji türüdür . Kaynağından çıktıktan sonra bütün yönlere dağılır ve dalgalar şeklinde ilerler .
Herhangi bir dalganın iki temel özelliği dalga boyu ve frekansıdır . Dalga boyu , birbirine komşu iki dalganın tepe noktaları arasındaki mesafedir . Frekans ise belli bir noktadan belli bir zaman birimi içinde geçen dalga adedidir . Dalga boyu ile frekansın çarpımı ışığın yayılma hızını verir . Işığın dalga boyu , mavi ışık için yaklaşık 380 nanometre , kırmızı ışık için 760 nanometre’ye kadar uzanır . Işığın frekansı ise 600 milyar adettir . Bu ifadeye göre ışığın saniyede 600 milyar defa yanıp söndüğünü söyleyebiliriz . Yayılma hızı ise saniyede yaklaşık 300.000km’dir . Bu ölçüler yaklaşık boşluk ortamı için geçerlidir . Daha yoğun ortamlarda bu ölçüler değişir .
Herhangi bir objenin görülebilmesi için ya kendisinin bir ışık kaynağı olması ya da üzerine düşen herhangi bir ışığı yansıtması gerekir . Işık kaynağı olmayan cisimler özelliklerine göre kendi üzerlerine düşen ışınların bir kısmını az veya çok yansıtırlar .
Fotoğraf söz konusu olduğunda , ışığın dört temel özelliği vardır . Bunlar , parlaklık , yön , renk , kontrasttır. Işık ayrıca üç ana şekilde de incelenebilir . Direk ışık , yansıyan ışık , filtrelenmiş ışık . Pratik olarak ise iki tip ışık vardır , doğal ve yapay ışık .
1. Parlaklık : Parlaklık , ışığın yoğunluğunun ölçüsüdür . Bir pozometre yardımı ile ölçülür . Pozu belirler , kameranın elde mi tutulacağına , sehpaya mı bağlanacağına karar vermekte yardımcı olur . Fotoğrafın rengini ve atmosferini belirler . Parlaklık , kar ile kaplı alanlar ve buzullarda görülebilicek şiddetten , yıldızsız bir gecenin karanlığına kadar farklılıklar gösterir . Sadece pozu etkilemez , fotoğrafın renk yorumunu da belirler . Parlak ışık genellikle , sert , ama her zaman gerçekçidir . Loş ışık ise daha gevşek , dinlendirici ve gizemlidir .
Yüksek yoğunluklu aydınlatma , konuları daha yüksek kontrastlı ve renklerini daha parlakmış gibi gösterir . Loş ışık ise bunun tersi bir etki yapar . Böylelikle ışığın yoğunluğunu değiştirerek fotoğrafçı ürettiği görüntünün uyandırdığı duyguları ve atmosferi de kontrol eder . Dış çekimlerde eğer ışığın şiddeti çok fazla ise bir gri filtre yardımıyla ışığın şiddeti kontrol edilebilir . (Nötr yoğunluk filtresi “ND”) Bu tür çekimler özellikle açık diyafram kullanılması gereken durumlarda yapılır .
İç mekan çekimlerinde konu düzlemindeki aydınlanmanın şiddeti , konu ile ışığın kaynağı arasındaki mesafeye bağlıdır ve en azından teorik olarak bilinen şu fizik kuralı geçerlidir . Aydınlanmanın şiddeti , konu-ışık kaynağı mesafesinin karesi ile ters orantılı olarak artar veya azalır . Daha pratik terimlerle ifade etmek gerekirse , ışık kaynağı-konu mesafesini “2″ misli artırırsanız konu düzlemindeki aydınlanmanın şiddeti 1/4′e düşer . Mesafe “3″ misli artırılırsa , şiddet 1/9′a düşer .
Ancak bu kural sadece noktasal ışık kaynaklarında geçerlidir . Civarda yansıtıcı yüzey olmamalıdır . Örneğin , yansıtıcı bir tasa sahip bir fotoğraf ampulünde bu kural kısmen geçerlidir . Yansıyan ışığın miktarı arttığında kuralın geçerliği de yavaş yavaş kaybolur . Duvarlar ve tavandan yansıyan ışık bu kurala göre hesaplanmaz .
Flüoresan ampulü gibi çizgisel ışık kaynaklarında ise bu kural tamamen geçersiz olup , bu durumda aydınlatmanın şiddeti mesafeyle doğru orantılı hale gelir . Yani konu-ışık kaynağı mesafesi “2″ misli artırılırsa , aydınlanmanın şiddeti yarıya düşer .
2. Yön : Düşen ışığın yönü , gölgelerin pozisyonunu ve yoğunluğunu (miktarını) belirler . Bu durumda ışığın 5 türünden söz etmek mümkündür .
2.1.Cephe(Önden) Işığı : Işık kaynağı az veya çok kameranın arkasındadır . Kontrastlık , başka aydınlatma şekillerine oranla daha düşüktür . Renkli fotoğraf için temel bir avantaj sayılabilir . Cephe ışığı aynı zamanda en düz ve en yassı etkiyi verir . Çünkü gölgeler tamamen veya kısmen objenin arkasındadır ve objektif tarafından görülmezler . Doğru renkler almak için cephe ışığı tavsiye edilse bile bu ışıkta hacim ve derinlik etkisinin en az seviyede olduğu bilinmelidir . Yüzde yüz cephe ışığı çok enderdir . Çünkü ister fotoğrafçının arkasındaki güneş , ister makinenin üzerine takılı flaş olsun , optik eksenden biraz kaçık olunca objenin bir yanında ince gölgeler belirmeye başlar . Gerçek cephe ışığı için en iyi kaynak ring flaşlardır . Çünkü objektifi kuşatan bu halka biçimindeki lamba gerçekten gölgesiz görüntü verir .
2.2.Yanal Işık : Işığın kaynağı konunun yan tarafındadır . Ön taraftan ziyade hafifçe arkaya kaymış durumdadır . Üç boyutluluk izleminin ve renk veriminin iyi olması için sıkça başvurulan bir aydınlatma şeklidir . Yan ışık , kullanılması kolay bir şekildir ve daima iyi sonuç verir .
2.3.Ters Işık : Işık kaynağı az veya çok konunun arkasındadır ve onu arkadan aydınlatır , gölgeler kameraya doğru uzar . Diğer aydınlatma şekillerine göre konu kontrastı daha yüksektir . Bu özelliği ters ışığı renkli fotoğraf için çok uygun olmadığını gösterir . Diğer taraftan bütün diğer aydınlatma şekillerine göre daha inandirici bir mekan ve derinlik hissi verir . Renkli çalışan fotoğrafçılar ters ışığı kullanımı zor fakat iyi kullanıldığı zaman insani ödüllendiren bir şekil olarak düşünürler . Hemen hemen değişmez bir biçimde ters ışık kullanımı olağanüstü güzellikler ve ifadeler dünyasının kapısını aralar . En dramatik ışık formudur . İfadeyi ve atmosferi kuvvetlendirmede eşsizdir .
2.4.Tepe Işığı : Işık kaynağı az çok konunun üzerindedir . Diğer aydınlatma şekilleri arasında en az fotojenik olanıdır . Çünkü düşey yüzeyler doğru renk verimi için yeterince aydınlanmazlar . Gölgeler çok küçüktür ve derinlik ifadesi veremeyecek şekilde görüntüde yer alır . Dışarıda bu tipik öğle güneş ışığıdır . Fotoğrafa yeni başlıyanlarca parlak ve güzel bulunduğu için tercih edilir . Deneyimli fotoğrafçılar dış çekimler için uygun zamanın güneşin nispeten alçakta olduğu sabah erken ve öğleden sonraki geç saatler olduğunu bilirler .
2.5.Alttan Gelen IŞık : Az çok konuların alttan aydınlatıldığı şekildir . İyi kullanılması zordur .
3. Renk : Bir radyasyon kaynağından yayılan ışık homojen değildir . Aksine 380 ile 760 nanometre arasında değişen dalga boylarına sahip farklı renklerin yaklaşık olarak eşit miktarda karışımından meydana gelmiştir . Bütün dalga boyları müzikteki akorda benzer bir şekilde birbirleri ile uyum halindedir . Ancak kulağın müzükteki bir akoru dinlediğinde içerdiği notaları ayırt edebilmesine rağmen , göz gördüğü akkor halindeki beyaz ışığın içindeki dalga boylarını teker teker ayırt edemez . Renkli fotoğraf söz konusu olduğunda bu oldukça önemli bir faktördür . Çünkü göze beyaz görülmesine rağmen gerçekte beyaz olmayan ve renkli film tarafından da gerçek halleri ile kaydedilen birçok ışık türü vardır . Renkli film , ışığın spektrum yapısı içindeki farklılıklara , göze göre çok daha duyarlılık gösterir . Bu yüzden filmi etkileyen ışık onun dengelendiği ışıktan farklı ise sonuçta ortaya çıkan renkli dialarda belli bir yöne doğru renk sapması görülücektir . Bunu kanıtlamak amacıyla şöyle bir test yapılabilir . Üzerinde çeşitli renkler bulunan bir test kartının güneş ışığı altında , kapalı gök ışığı altında , akkor flamanlı lambadan yayılan ışık altında ve flüoresan ışığı altında fotoğraflarını çekelim . Filmin dengelendiği ışığın dışındaki türlerde renklerin doğal dışı ve farklı göründüğü fark edilicektir .
Renkli filmler belli bir tür ışıkta doğru renk vermek için tasarlandıklarından , gözümüz de beyaz zannetiği ışığın içindeki küçük farklılıkları algılayamadığından , doğru renk elde edebilmek için doğru filmin , doğru ışıkta kullanılması gerekir . Bu nedenle ışığın belli bir sınıflandırmaya ve birimlendirmeye tabi tutulması gerekir . Bu amaçla hazırlanan cetvele Kelvin Skalası adı verilir .
Kelvin Skalası adını İngiliz fizikçi W.T.Kelvin’den almıştır . Işığı renk ısısı türünden ölçer . Sadece akkor ışık kaynaklarında uygulanır . Kelvin skalasının başlangıç noktası mutlak “0″ yani -273 derecedir . Bir demir parçasını ısıttığımızda ısının miktarına bağlı olarak ışık yaymaya başladığını biliriz . Bundan yola çıkarak 1000 dereceye kadar ısıtılmış bir demir parçasının yaydığı kırmızımsı ışık için 1237K derecesi tanımlaması yapılabilir . Herhangi bir ışığın renk ısısı , siyah gövde radyatörü adı verilen ve bir tarafında delik bulunan içi boş metal bir kürenin tanımlanacak ışık ile aynı renge gelene kadar ısıtılıp santigrat cinsinden ölçülen derecesine 273 rakamının ilave edilmesi ise bulunur . Bulunan bu rakam incelenen ışığın “K” derecesidir . Bu noktada renklerden bahsederken sanatçıların tanımlamalarıyla fizikçilerin tanımlamaları arasındaki tersliğe dikkat çekilmelidir . Sanat çevrelerinde kırmızı ve komşusu olan renkler sıcak , mavi ve komşusu olan renkler soğuk diye tanımlandıkları halde , fizikçiler Kelvin Sklasında da görüleceği gibi , kırmızı grubu soğuk , mavi grubu ise sıcak tanımlarlar . Fizikçiler için koyu kırmızımsı ışık 1000K civarında olurken , mavi kuzey göğünden yayılan ışık 27000K civarında olabilir . Tabi bu hiçbirzaman göğün o bölümünün 27000 dereceye kadar ısındığı için o rengi yaydığı anlamına gelmez .
Kelvinmetrenin ancak renk düzeltme filtre seti ile birlikte olduğunda bir anlamı vardır . Tek başına bir işe yaramaz . Kelvinmetre ancak konunun genelini aydınlatan ışıkta bir uyumsuzluk var ise düzeltilmesinde yardımcı olur . Konu içinde oluşmuş yerel renk sapmalarını düzeltmekte yararlı olamaz . Birinci tür kırmızı ve mavi , ikinci tür kırmızı , mavi magenta yeşil dengesini veren kelvinmetreler vardir .
Bazı Işık Kaynaklarının “K” Cinsinden Renk Isıları
Mum Alevi , 1500K
100 Watt genel amaçlı ampul , 2850K
500 Watt profesyonel tungsten ampul , 3200K
El flaşı , 6200-6800K
Sabah ve öğleden sonra gün ışığı , 5000-5500K
Öğlen güneşi mavi gök beyaz bulutlar , 6000K
Sadece mavi gök ışığı (gölgedeki konular) , 10000-12000K
Berrak mavi kuzey göğü , 15000-27000K
Kelvin değerleri sadece akkor ışık kaynakları için geçerlidir . Diğer kaynakların renkleri benzeştirme yolu ile bulunmuş değerlerdir . Ancak bu konuda işler biraz daha karışıktır . Çünkü renk ısısı sadece ışığın renginin ölçüsüdür . Fakat o ışığın spektrum yapısı hakkında bilgi vermez . Önceden belirtildiği gibi aynı renk ısısına sahip fakat birbirinden farklı beyaz ışıkların varlığı söz konusudur . Bu tür ışıklar renk ısıları aynı olmakla beraber spektrumları farklı olduğundan renkli film üzerinde de farklı sonuçlar verirler . Ancak Kelvinmetre bu spektrum farkını gösteremez yani beyaz ışığı analiz edemez .
Akkor ışık kaynakları tarafından yayınlanan ışınlar , siyah gövde radyatörü tarafından yayılan ışınlarla spektrum yapısı bakımından büyük benzerlik gösterirler . Siyah gövde radyatörü de bütün renk ısı ölçümlerinin temelini oluşturur .
Spektrum : Kelvin Skalasını incelerken bahsettiğimiz spektrum kavramını biraz daha açmak sanırım yerinde bir karar olucaktır . Beyaz olarak algılanan ışık homojen bir ortam olmayıp , farklı dalga boylarının karışımından meydana gelmiştir . Bu dalga boyları birbirlerinden görsel olarak ayrılabilirler . Bu işi gerçekleştiren cihaz bir prizma yada bir spektroskoptur . Sonuçta ortaya spektrum adı verilen ve ışığın içindeki farklı dalga boylarının her birinin farklı bir renk bandı olarak görüldüğü bir ışık kuşağı ortaya çıkar . Spektrumun en bilinen örneği gökkuşağıdır . Gökkuşağı renkleri , güneş ışınlarının , havada asılı bulunan çok fazla miktardaki su damlacığına çarparak kırılıp yayılmasından kaynaklanır . Klasik Newton spektrumu yedi farklı rengi tanımlar ; kırmızı , turuncu , sarı , yeşil , mavi , mor , eflatun .
4. Kontrast : Bir ışık kaynağının yaydığı ışığın konu üzerindeki kontrastını belirleyen faktörler öncelikle konu-ışık kaynağı mesafesi ve ışık kaynağının konuya göre etkili yada geçerli boyudur . Konu-ışık kaynağı mesafesi arttıkça yada ışık kaynağının konuya göre etkili yada geçerli boyu azaldıkça ışık kaynağının yaydığı ışınlar birbirlerine paralel hale gelirler . Bu da ışık ve yarattığı gölge arasındaki yoğunluk farkının artmasına ve ışık-gölge arasındaki geçiş bölgesinin daralmasına yol açar .
Güneş , dünyaya oranla oldukça büyük olmasına karşın çok uzak bir mesafede bulunduğundan noktasal ışık kaynağı konumundadır . Bu da güneşten gelen ışınların birbirine paralel olmasını sağlar . Ancak bulutlu havalarda güneş artık yalnızca bulutları aydınlatmaktadır . Bu durumda büyük yada geniş bir ışık kaynağı konumuna gelen bulutlar , yeryüzündeki konuları her yönden aydınlattığı ve yeryüzüne olan mesafesi de az olduğundan daha yumuşak görüntülerin oluşmasını sağlar .
Görme Duyusu
Konunun tam bu noktasında , insan gözünün özelliklerinden de bahsetmeliyiz . Işığı nasıl gözüyoruz , evreni algılamamıza yardımcı olan gözümüzün çalışma mekanızmaları ve beyin olan iletişim trafiği . Aslında bütün duyular arasında görme duyusu insan için özel bir öneme sahiptir . Beyin korteksinin üçte biri ve beyindeki ileti yollarının neredeyse %40’ı görme sistemine aittir .
Görme duyusu sadece ışığı ve renkleri algılayan bir araç değildir . Görme duyusuyla farklı uzaklıklar ve üç boyutlu uzay da algılanır . Göz boşluğunda bulunan göz küresi, çevresindeki yağ dokusuyla desteklenmiştir . Göz küresi altı adet kasla göz boşluğuna bağlı olup bu kaslar göz kürelerinin hareket etmesini sağlar . Göz küresinin en dışında bulunan beyaz renkli sklera tabakası göz küresine sağlamlık ve biçim veren tabakadır .
Bunun ön tarafı saydamdır ve kornea adını alır . Kornea tabakasından göze giren ışık mercek tarafından kırılarak gözün içini döşeyen retina tabakasına düşer ve burada elekrik akımına dönüştürülerek görme siniri aracılığıyla beyindeki görme merkezine iletilir.
İş Elbiseleri denince
İş dünyasında firma çalışanları görevlerine göre iş kıyafeti giymektedir. İş kıyafetleri, örneğin; hastane personelinden doktorlar, hemşireler ve hizmetliler ilk izlenimde giydikleri kıyafetlere göre tanınırlar. bunun gibi iş dünyasında birçok sektör bulunmaktadır. Örneğimizi çoğaltacak olursak, iş elbiseleri ; inşaat sektörü, hastaneler, özel şirketler, kurumsal firmalar ve hatta okullar olmak üzere kullanmaktadır. Okulları burada ayırmak gerekirse, Okul önlükleri, ve özel okullarda özel kıyafetler giyilmektedir.
iş elbiselerini fabrikadan imal edip isteğe özel hazırlayan ve toptan siparişler alıp müşteriye sunan SENSEL.COM.TR firmasını ziyaret ederek hemen sipariş verebileceğiniz gibi iş giyim üzerine kıyafet çeşitlerimizi de görebilirsiniz.
Isaac Newton
(d. 25 Aralık 1642 – ö. 31 Mart 1727). İngiliz fizikçi, matematikçi, astronom, mucit, filozof ve simyacıdır. En büyük matematikçi ve bilim adamlarından biri olduğu düşünülür. Bilim devrimine ve heliyosentirizm’in gelişmesinde büyük katkıları olmuştur.


