Fenerbahçe ve Galatasaray
Türkiyenin bu büyük iki takımı yıllardır süren ezeli rekabet sayesinde Türk seyircisine doyumsuz futbol ziyafeti vermeyi sürdürüyor.
Fırın
Fırın, ısıdan yararlanmak için kullanılan bir araçtır. Fırınların çeşitleri vardır. Bunlardan bazıları evde olan fırınlar mikro dalga fırın metalleri eritebilmek için yüksek ateşli fırınlar ekmek fırınları ve kazanlar fırınlara örnektir. Fırınlar ile yemek ekmek pişirilebilir metalller eritilebilir cam şişeler eritilerek tekrar kullanılabilir.
Futbol Nasıl Oynanır
Boyutlar:Oyun Alanı dikdörtgen şeklinde olmalıdır Taç çizgilerinin uzunluğu kale çizgilerinin uzunluğundan fazla olmalıdır. Uzunluk en az 90 m. (100 yarda) en çok 120 m. (130 yarda) Genişlik en az 45 m. (50 yarda) en çok 90 m. (100 yarda)
Uluslararası Maçlar
Uzunluk en az 100 m. (110 yarda) en çok 110 m. (120 yarda)
Genişlik en az 64 m. (70 yarda) en çok 75 m. (80 yarda)
Oyun Alanının İşaretlenmesi
Oyun alanı çizgilerle belirlenir. Bu çizgiler sınırladıkları alana dahildir. Uzun olan iki kenar çizgilerine taç, daha kısa olan diğer iki kenar çizgilerine kale çizgisi denir. Bütün çizgiler en çok 12 cm. (5 inç) genişliğinde olmalıdır. Oyun alanı bir orta çizgi ile ikiye ayrılır. Başlama noktası bu çizginin tam ortasına işaretlenir. Bu nokta merkez olarak 9.15 m. (10 yarda) yançaplı bir daire çizilir.
Kale Alanı: Kale alanlan, oyun alanının her iki ucunda aşağıda ifade edildiği gibi belirlenir: Kale direklerinin iç kenarlarından 5.5 m. (6 yarda) uzaklıkta kale çizgisine dik iki çizgi çizilir. Bu çizgiler, saha içine doğnı 5.5 m. dik (6 yarda) uzatılır ve kale çizgisine paralel bir çizgi ile birleştirilir. Bu çizgiler ve kale çizgisi ile sınırlı bu alan kale alanıdır.
Futbol Nedir
On birer kişiden oluşan iki takım arasında oynanan ve oyuncuların küre biçiminde şişirilmiş özel bir topu el ve kollarını kullanmadan rakip kaleye sokmasına dayanan spor dalıdır.
İlk zamanlardan bu yana, küre şeklinde yuvarlanan cisimler bir oyun ve spor aracı olarak insanoğlunun dikkatini çekmiştir. Futbol oyununun ilk defa nerede ve ne zaman oynandığı bilinmemektedir; fakat tarihi araştrmalara göre ayakla oynanan top oyunlarının Sümerler’e kadar ulaştığı bilinmektedir.
Mısır’da mezarlardaki duvar resimlerinde ayakla top oynayan insan figürlerine rastlanmıştır. Hatta bu zamandan kalma, 7.5 cm çapında deri veya ketenden yapılmış toplar 2500 yıl önceden günümüze kadar ulaşmıştır ve kimi müzelerde sergilenmektedir. Homeros da “Odiesa”da top oyunlarından bahseder.
M.Ö 2500 yıllarında da Çin’de yere dikilmiş iki mızrak arasından bir topu tekmelemek suretiyle geçirmeye çalışarak talim yapıldığı bilinmektedir
Fibrillasyon
İmpulsların kalbin bir yanından öbürüne yayılmasındaki bir anomail nedeniyle, düzensiz kalb hareketi.
Fasulye Nedir
Tazesiyle kurusuyla mükemmel bir besin olan ve sağlığa yararlı birçok etkisi bulunan Fasulye’leri veren bitkiler, Baklagiller’dendir. Anayurdu Amerika kıtası olan ve on altıncı yüzyılda Avrupa’ya getirilip oradan tüm dünyaya yayılarak yetiştirilmeye başlanan fasulyeler, genellikle biryıllık sarılgan otsu bitkilerdir. Birçok türü bulunan fasulyeler, sırık fasulyeleri ve bodur fasulyeler olarak iki ana gruba ayrılır.
Sırık fasulyelerinin çalı, ayşekadın, şeker ve barbunya gibi türleri; bodur fasulyelerin yer ve ferasetsiz adı verilen türleri vardır. Önceki yıllarda soya ve börülceler fasulye grupları içinde sayılırken son zamanlarda kendi özel başlıkları altında tanıtılmaktadır. Sırık fasulyeleri 3 m’ye kadar boylanabilirken yer fasulyelerinde boylanma çok daha az olur. Fasulye bitkilerinin yuvarlak kesitli dayanıklı gövdeleri; türlere göre rengi yeşilin tonlarında değişen, sapları farklı uzunlukta olan ve uçları sivri yaprakları vardır.
Fasulyenin yaprakları güneşten fazla hoşlanmadığı için, yaprak sapının gövdeye bağlandığı yerdeki şişkinlikler sapları hareket ettirerek yaprağın güneşe karşı meyilli durmasını sağlar. Fasulye bitkisinin çiçekleri türlere göre beyaz, sarı, kırmızı ve morumsu renk tonlarında olur. Erselik özellik de taşıyan bu çiçekler, kendi kendini döller. Döllenen çiçekler bir badıç (bakla) oluşturur. Bu badıcın içinde bitkinin tohumları, çeşitli türlere göre sayıları 4-10 arasında değişerek oluşur.
Fasulye tohumları (çekirdekleri) gene türlere göre beyaz, bej, siyah, kahverengi, kırmızı ya da vişne renginde veya çok değişen renklerde lekeli olur. Fasulye bitkisinin taze sebze olarak tüketilen badıcında göz önüne alınan en önemli özellik, badıcın yanlarında gömülü olarak uzanan kılçığıdır. Bitkinin ıslah çalışmalarında, kılçığın en ince hale getirilmesi amaçlanır.
Fasulyenin kurumuş badıcı ayıklandığında ortaya çıkan tohumları kuru sebze olarak tüketilir. Taze ve kurusuyla fasulye, Türk mutfağının vazgeçilmez sebzelerinin başında gelmektedir.
BESİN DEĞERLERİ
Çeşitli türlerdeki taze fasulyelerin 100 gramının içerdiği ortalama besin değerleri şöylece sıralanabilir: 25-103 kalori; 1,6-8,4 gr. protein; 5,4 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; 1-6.7 gr. lif; 37 mgr. fosfor; 37-50 mgr. kalsiyum; 0,6-2,5 mgr. demir; 4 mgr. sodyum; 151-420 mgr. potasyum; l mgr. çinko; 540 IU A vitamini; 0,07 mgr. B1 vitamini; 0,9 mgr. B2 vitamini; 0,5 mgr. B3 vitamini; 42 mcgr. folik asit ve 12 mgr. C vitamini.
Oysa, kuru fasulyenin besin değerleri çok yüksektir. 100 gr. kuru fasulyenin ortalama besin değerleri şöyle sıralanabilir: 340 kalori: 23 gr. protein: 21.2 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 1,6 gr. yağ; 1,5 gr. lif; 148 mgr. fosfor: 144 mgr. kalsiyum: 7,8 mgr. demir: 416 mgr. potasyum: 0.65 mgr. B1 vitamini: 0,22 mgr. B2 vitamini: 2,4 mgr. B3 vitamini ve 1.1 mgr. E vitamini. İşte bu nedenle uzmanlar, kuru fasulyenin sıkça tüketilmesini öğütlemektedir.
SAĞLIĞIMIZA YARARLARI
o Fasulyeler kandaki kötü kolesterol düzeyini önemli ölçüde düşürürler. ABD’de son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalarda, diyetlerinde düzenli olarak çeşitli fasulyelere yer veren kişilerin, üç haftalık böyle bir diyetten sonra kötü kolesterol düzeylerinde %19′lara varan düşüşlerin yaşandığını saptamıştır.
o Potasyum oram yüksek olan fasulyelerin düzenli olarak alımı, yüksek tansiyonu düşürmektedir.
o Zengin lif içeriğiyle fasulyeler, peklik (kabızlık) çeken kişilere iyi gelir, ayrıca kalınbağırsak ve hemoroit sorunları çekenler de fasulyelerden yararlanmalıdır.
o Fasulyeler, yüksek oranlı demir içeriğiyle kansızlığı ve folik asit içeriğiyle gebe kadınların spina bifida (omurganın bir yanının açık olması) hastalığına yakalanmış çocuk doğurma rizikosunu en aza indirir.
o Fasulyeler, ensülin ve kan sekeri düzeyini kontrol altında tutarak seker hastalarına yardımcı olurlar.
o Fasulyeler, yüksek oranlı antioksidan içeriğiyle bedenin kansere yakalanması rizikosunu azaltır: Bu bağlamda, özellikle kadınlarda meme kanserleri ve genellikle kalınbağırsak kanserleri sayılabilir.
İşte sağlığa yararlı bu pek önemli etkilerinden faydalanılmak üzere kuru fasulyelerin günde 55-60 gr. ve taze fasulyelerin 100-120 gr’lık bir miktarının günlük diyetimize katılarak alınması uzmanlarca öğütlenmektedir.
BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ
Fasulye bitkisi, tohumlarıyla (kurutulmuş çekirdekleriyle) çoğaltılır. Tohumlar ilkbaharda ve iklimin uygun olduğu yörelerde ikinci ekim olarak sonbaharda doğrudan doğruya bahçemizde hazırlanacak yerlerine ekilir. Bitkinin çimlenmesi için havanın 18-30 derece sıcaklıkta ve toprağın nemli olması gerekir. Bu nedenle uygun sıcaklıklarda tohumların birkaç gün önceden sulanıp tava gelmiş toprağa ekilmesi doğru olur. Tohumlar sıralara ekilir ve sıra üzerindeki aralıklar sırık fasulyeler için 20-30, bodur fasulyeler için 15-20 cm.; ekilecek toprak derinliği 3-5 cm. olmalıdır.
BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ
İklim isteği: Fasulye, ılık iklimlerin bitkisidir. Donlardan çok korkar. İlkbahar ve sonbahar arasındaki dönemde rahatlıkla yetiştirilebilir. Sıcaklık -2, -3 derecelere düştüğünde bitki büyük ölçüde zarar görür. Ülkemizde ılık bölgelerde ilkbahar ve sonbaharda ekimi yapılarak yılda iki kez yetiştiriciliği sürdürülebilir. Bitkinin en iyi gelişimi ve yüksek ürün verimi 15,5-21 derecelerde gerçekleşmektedir.
Toprak isteği: Fasulyeler ıslah edilmiş kumlu topraklardan orta ağır topraklara kadar pek çok toprak tipinde yetiştirilebilir. Ancak derin, geçirgen, su tutma yeteneği yerinde olan ve organik madde yönünden zengin toprakları yeğler. Fasulyeler fazla asitli toprakları sevmez. Bitki için toprak pH’ı 5,5-6,7 olmalıdır. Toprak asiditesi yük:-):-):-):-)e, fasulye yetiştiriciliği için toprağa sönmüş kireç katılması gerekir.
Toprak işleme: Tohumlarının ekiminden 7-10 gün kadar sonra fasulyeler çimlenmeye başlar. Çimlenme böylece başladıktan sonra toprağın kabartılması, yabani ot mücadelesinin yapılması ve toprak yüzeyinde yağış ve sulamalar nedeniyle oluşan kaymak tabakasının kırılması amaçlarıyla toprağın düzenli olarak çapalanması gerekir. Sert kaymak tabakasını kırıp toprak yüzeyine çıkamayan fideler için toprağın kaymağının, fideleri zedelemeden bir sopayla kırılması iyi olur.
Bazı üreticiler fasulyenin yetiştirildiği toprağa bir miktar kompost (yaprak çürüntüsü) dökerek bu sorunu çözer. Fideler çimlenip toprak üzerinde görününce, yapılan ilk çapalama işleminden sonra ikinci çapa yapılır ve bitkinin boğazı hafifçe doldurulur. Bundan sonra bitki iyice gelişinceye kadar 2-3 hafta aralıklarla çapalama işlemleri yinelenerek sürdürülür.
Sulama: Fasulyelerin iyi gelişmesi, bol ve iyi nitelikli ürün alınması için bitkilerin sulanmaları büyük önem taşır. Fasulyelerde ilk meyveler görülünceye kadar su verilmesinden kaçınılırsa da, havalar çok sıcak ve kurak gidiyorsa bitkiye bir-iki kez makul düzeyde su verilmesi gerekir. Fasulye bitkisi iyice çiçeklenip ürün vermeye başlayınca, sulama işi de artık düzenle sürdürülür. Hava durumuna göre, 4-5 günde bir yeterli miktarda sulama yapılırsa ürün miktarı ve niteliği yükselir.
Gübreleme: Tüm baklagillerde olduğu gibi, fasulyelerde de bitkinin kökünde havadaki serbest azotu tutan yumrucuklar vardır. Bunlar hem bitkinin kendisi hem de aynı toprağa daha sonra ekilecek bitkiler için bir avantaj oluşturur. Böylece havanın azotunu alarak çimlenen fasulyeler için daha sonra gene azot ile potas ve fosfatların verilmesi gerekir. Yapılacak toprak analizine göre saptanan miktar ve oranlarda fenni kompoze gübre, üç parti halinde ve çapalama işlemlerinden sonra verilmelidir. Ancak, fenni gübreler fasulye bitkisinin kökünden en az 5 cm. uzağa dökülmelidir.
Herekleme: Sarılgan ve yüksek boylu bir bitki olan sırık fasulyelerinin yetiştiriciliğinde yerine getirilmesi gereken önemli bakım işlerinden biri de bitkinin bir askıya alınarak desteklenmesidir. Ülkemizde bu iş, genellikle herek adı verilen 1,5-2 m. uzunlukta ve 3-4 cm. kalınlıkta ağaç dalları, kargı kamışları ya da özel madeni direkler kullanılıp bunların bitkinin yanına dikilmesiyle gerçekleştirilir. Herekleme işinde ekonomi sağlamak üzere, sıra üzerindeki iki fasulye bitkisinin ortasına bir herek dikilerek iki bitkinin aynı direğe bağlanması sağlanır.
Hasat (Derim): Fasulyelerin hasadında en iyi zaman, badıçların gerçek büyüklüğünün 1/3′ü ya da en çok 1/2′sine ulaşıldığı zamandır. Bu zaman geçirilirse badıçlar selülozlaşma sonucu sertleşir, tanelerin yenilmesi keyfi yitirilir ve özellikle kılçıklı türlerde sertleşen kılçıklar yemeği yeme sırasında insanın sinirlerini bozacak hale gelir. Fasulye bitkisinin hasadı, badıçların elle koparılarak toplanması şeklinde yapılır.
Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Fasulye bitkilerine dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.
Fiber Optik Kablo
Bilgi taşıyıcısı olarak ışığın kullanıldığı iletişim sistemleri,son zamanlarda oldukça ilgi görmektedir. Bu bölümde daha ileride göreceğimiz gibi,ışık dalgalarını yeryüzü atmosferinde yaymak zor ve elverişsizdir. Dolayısıyla,günümüzün önde gelen çeşitli ve geliştirme laboratuarlarında,bir ışık dalgasını “içermek” ve bu dalgayı bir kaynaktan bir varış yerine göndermek üzere cam ya da plastik fiber kabloların kullanıldığı sistemlerle ilgili araştırmalar yapılmaktadır. Güdümlü bir fiber optik aracılığıyla bilgi taşıyan iletişim sistemlerine fiber optik sistemler denmektedir.
Fiberoptik Kablo bir Telefon Kablosu olup daha çok uzak mesafelerde haberleşme amacı ile kullanılır. Bu kablolar genelde uluslararası iletişimi sağlarlar ve ana santralları birbirlerine bağlarlar yani haberleşme sistemlerinde Iletim Ortamı olarak görev yaparlar. Telefon makinesi aracılığı ile abonenin değişik ses titreşimlerinden meydana gelen sesi, aradaki kablo üzerinden aynı titreşimlerle orantılı elektrik akımı şeklinde bir vericiye (Verici Santralı) gönderilir. Burada bu elektrik sinyali optoelektronik dönüştürücü olarak çalışan yarıiletken devre elemanları ile ışık sinyallerine çevrilir ve ışıksal iletim ortamı olan fiberoptik kabloya sevkedilir. Bir elektromagnetik dalga olan ışık boşlukta 300000 km/s ‘lik bir hızla yayılırken, kırılma indisi yaklaşık 1.5 olan bu daha yoğun cam ortamda yaklaşık 200000 km/s ‘lik bir hızla yayılır. Işık sinyali alıcıya (Alıcı Santralı) ulaştığında yine bir optoelektronik dönüştürücü (fotodiıot) üzerinden elektrik sinyaline dönüşür. Bu şekilde alınan elektriksel sinyaller daha sonra işlenerek hat sonundaki abone telefonunun kulaklığından ses olarak algılanırlar. Iletim analog veya digital sinyallerle sağlanabilmekle beraber uzak mesafelere özellikle büyük kapasitede ve yüksek kalitede iletim amacıyla daha çok digital sistem tercih edilmektedir. Bu sinyaller belirli mesafelerde analog sistemde yükselticiler, digital sistemde ise repetörler (yineleyiciler) kullanılarak kuvvetlendirilirler. Gerek yükseltici gerekse repetörlerin giriş ve çıkışlarında alıcı ve vericilerde olduşu gibi optoelektronik çeviriciler bulunur. Günümüzde fiberoptik iletim ortamında repetörsüz olarak ulaşılan mesafe (SM Fiber)
200 km. cıvarındadır. 2 Gigabit/s iletim hızında bir tek fiberden bir anda yaklaşık 31000 konuşma yapılabilmektedir. (1 konuşma sinyali = 64 kbit/s)
Belli Başlı Tipleri
- Loose Tube : Fiberlerin tüpler içerisinde tiksotropik jel ile birlikte konumlandırılması ile gerçekleştirilir.
- Tight Buffer : Fiberin üzerine doğrudan izolasyon malzemesi uygulanarak elde edilir.
- Ribbon : Dört veya daha fazla sayıda fiberi simetrik olarak merkezlerinden geçen bir eksen doğrultusunda bir araya getirilmesidir. Fiberler özel bir reçine ile kaplanarak konumlarını korurlar.
- Slotted Core : Fiberlerin plastik malzemeden meydana gelen bir öz üzerinde açılmış yarıklara yerleştirilmesidir. Bu yarıklara Ribbon, Loose Tube veya doğrudan fiberlerin kendisi yerleştirilebilir.
Tanım
Fiberoptik kablolar genelde içerdikleri fiber sayısına ve kullanıldıklara yerlere göre sınıflandırılırlar. Türk Telekom şartnamesinde fiberoptik kabloları şu şekilde tanımlamaktadır. ÖRNEK : 10 fiberli havai veya 20 fiberli yeraltı tipi fiberoptik kablo tanımları
10-FO-H } 10 (Fiber Sayısı), FO (Fiberoptik), H (Havai Kablo)
20-FO-I } 20 (Fiber Sayısı), FO (Fiberoptik), I (Yeraltı Kablosu)



