<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Bilgi Arşivi</title>
	<atom:link href="http://www.bilgiarsivi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bilgiarsivi.com</link>
	<description>Her Türlü Sosyal Kültürel ve Bilimsel Konuda Makale, Haber ve Yazı Arşivi</description>
	<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 09:46:37 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Kanser Nedir ?</title>
		<link>http://www.bilgiarsivi.com/kanser-nedir/</link>
		<comments>http://www.bilgiarsivi.com/kanser-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 09:46:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Crex</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilgi Arşivi]]></category>

		<category><![CDATA[kanser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgiarsivi.com/?p=222</guid>
		<description><![CDATA[Kanser, kötücül (habis) urların anormal bir şekilde çoğalmasına verilen addır. Klinik özellikleri ve tedaviye gösterdikleri tepki açısından birbirinden son derece farklı çeşitli durumlara verilen genel ad. Bütün kanserlerde ortak olan özellik, bir hücre tipinin denetimsiz biçimde çoğalması ve normal dokuları kaplamasıdır. Bunun nedeni, hücre DNAsında iki aşamada gerçekleştiği sanılan değişikliklerdir.
19. yüzyıl&#8217;da &#8220;beyaz ölüm&#8221; diye nitelendirilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser, kötücül (habis) urların anormal bir şekilde çoğalmasına verilen addır. Klinik özellikleri ve tedaviye gösterdikleri tepki açısından birbirinden son derece farklı çeşitli durumlara verilen genel ad. Bütün kanserlerde ortak olan özellik, bir hücre tipinin denetimsiz biçimde çoğalması ve normal dokuları kaplamasıdır. Bunun nedeni, hücre DNAsında iki aşamada gerçekleştiği sanılan değişikliklerdir.<br />
19. yüzyıl&#8217;da &#8220;beyaz ölüm&#8221; diye nitelendirilen verem, Ortaçağ&#8217;da &#8220;kara ölüm&#8221; diye nitelendirilen veba, ondan önce de cüzzam gibi, günümüzün toplumunda da kanser, insanların çoğunluğu tarafından en çok korkulan hastalıklar öbeğidir. Teşhis ve tedavi yollarının araştırılması, &#8220;kanserbilim&#8221; (onkoloji) diye adlandırılan tıp dalının alanıdır.<br />
<span id="more-222"></span><br />
1980 yıllarının ortalarında dünyada her yıl yaklaşık 6 milyon yeni kişinin çeşitli kanserlere yakalandığı ve 4 milyondan çok kişinin kanserden öldüğü bildirilmiştir. Söz konusu verilerle, en yaygın öldürücü kanser biçimi mide kanseriyken (özellikle Asya&#8217;da), günümüzde, gelişmekte olan ülkelerde sigara içmenin yaygınlaşması dolayısıyla, akciğer kanseri hızla tırmanmış ve en çok ölüme yol açan kanser biçimi haline gelmiştir. Özellikle Çin&#8217;de ve Japonya&#8217;da hızla artış gösteren üçüncü en büyük öldürücü kanser türü, meme kanseridir. Listede dördüncü sırada yeralan kanser çeşidi de, daha çok yaşlılarda görülen kalınbağırsak kanseridir.<br />
Hem erkeklerde, hem kadınlarda en çok görülen kanser çeşidi, deri kanseridir; onu erkeklerde prostat kanseri, kadınlarda meme kanseri izlemektedir. Buna karşılık, gerek erkeklerde, gerek kadınlarda, ölümlerin çoğunluğuna akciğer kanseri neden olmaktadır. Kan kanseriyse, çocuklarda en yaygın kanser tipidir. Son yirmi-otuz yıl içinde, ortalama ömrün uzamasıyla nüfusun içindeki yaşlı sayısının artmasına, aynı zamanda da sigara içenlerin çok büyük sayıda artmış olmasına (özellikle kadınlar arasında) bağlı olarak, kanser hastalıklarının sayısında gözle görülür bir artma olmuştur. Bazı uzmanlar, sigara kullanımına toptan son verilmesi durumunda, akciğer kanserinden ölümlerin 20 yıl içinde ortadan kaldırılabileceğini ileri sürmektedirler.<br />
Kanser tıpta aynı enfeksiyon gibi büyük bir hastalık grubunun adıdır. Yüzden fazla kanser türü bulunmaktadır. Her doku ya da organın enfeksiyonunun farklı bir hastalığı tanımladığı gibi kanser de her doku ve organda farklı bir hastalık olarak karşımıza çıkar. Üst solunum yolları enfeksiyonu, üriner enfeksiyon, yumuşak doku enfeksiyonu ve sepsis gibi kanserde farklı yerleşim yerlerinde farklı hastalıklar olarak karşımıza çıkar. Cildin bazal hücreli kanseri, rahim ağzının insitu kanseri gibi kanserler hasta açısından çok kolay atlatabilecek hastalıklar olmasına karşın pankreas kanseri ve karaciğer kanseri gibi hastalıklar hasta açısından ciddi problem oluşturabilirler.<br />
Bir ur ya da neoplazma tek tek hücrelerin büyümesini ve metabolizmasını yöneten biyolojik mekanizmalara ve canlı organizmanın bütününü kapsayan hücre etkileşimlerine tam olarak uymadığı için,nispeten özerk diye tanımlanır. Ur kelime anlamı olarak sertleşen oluşum anlamına gelir. Bazı urlar türemiş oldukları dokudan daha hızlı biçimde büyürler, bazılarıysa bir kitle haline gelmektedir.Hücrelerdeki urlar yeni hücrelere aktarılırlar bu yüzden kalıtımsaldırlar. Urlar yalnız çok hücreli organizmalarda görülürler bakteriler gibi tek hücreli organizmalarda görülmezler. Urlar iki çeşittir:</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilgiarsivi.com/kanser-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik dönemi</title>
		<link>http://www.bilgiarsivi.com/ergenlik-donemi/</link>
		<comments>http://www.bilgiarsivi.com/ergenlik-donemi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 09:41:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Crex</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[blu çağı]]></category>

		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgiarsivi.com/?p=218</guid>
		<description><![CDATA[Ergenlik (puberte), insanlarda meydana gelen &#8220;yetişkinliğe ilk adım&#8221; evresidir. Ergenlik, çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki geçiş dönemidir. Ergenlik, bireyde çocuksu tutum ve davranışlarının yerini yetişkinlik tutum ve davranışlarının aldığı, cinsiyet yetilerinin kazanıldığı, bireyin erişikin rolüne psikolojik ve somatik olarak hazırlandığı dönemdir. Çocukluk çağı olarak adlandırılan yaşlarda, sosyal toplum bilinci (süperego) gelişmemişken, ergenlik dönemine giren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ergenlik (puberte), insanlarda meydana gelen &#8220;yetişkinliğe ilk adım&#8221; evresidir. Ergenlik, çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki geçiş dönemidir. Ergenlik, bireyde çocuksu tutum ve davranışlarının yerini yetişkinlik tutum ve davranışlarının aldığı, cinsiyet yetilerinin kazanıldığı, bireyin erişikin rolüne psikolojik ve somatik olarak hazırlandığı dönemdir. Çocukluk çağı olarak adlandırılan yaşlarda, sosyal toplum bilinci (süperego) gelişmemişken, ergenlik dönemine giren gençlerde toplumsal kabullenilme, bir grubun parçası olma (süperego ve ego) kavramları gelişir. Vücut hormonlarınıdan cinsiyet ile ilgili olan (sekonder cinsiyet hormonları) östrojen veya androjenlerin üretimi bu dönemde pik yaptığından ergen adayının psikolojisi sebepsiz değişimler gösterir.<br />
<span id="more-218"></span><br />
Genel olarak 12-20 yaş arası ergenlik dönemi olarak adlandırılır.<br />
Ergenliğe giriş yaşı; genetik (ailesel), ırk, sosyoekonomik şartlar (çocuk yaşta evlendirme, ağır bedensel yük altında çalıştırılan çocuklar) ve iklim gibi faktörlerden etkilenir. Bazı Zenci kabileleri ve eski Araplarda ergenlik iklimin etkisiyle daha erken başlarken Kuzey yarım küredeki Norveç, Finlandiya gibi az güneş alan soğuk bölgelerde ergenlik yaşı daha geçtir. Genel olarak kızlar erkeklere oranla iki yıl kadar önce olgunlaşmaları nedeniyle bu dönem ülkemizde kızlarda 10-12 yaşları arasında erkeklerde 12-14 yaşları arasında başlar. Ergenliğin sonuna doğru bu farkın kapandığı görülür.<br />
Ergenliğe giriş için kesin bir zaman yoksa da genel olarak kızlar 9-13 yaş arasında ve erkeklerden daha erken ergenliğe girerler. Bu nedenle yaşamın bu döneminde kızlar -erkekler kendilerini yakalayıncaya kadar- birkaç yıl erkeklerden daha uzun ve daha olgundurlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilgiarsivi.com/ergenlik-donemi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Parlamento Nedir ?</title>
		<link>http://www.bilgiarsivi.com/parlamento-nedir/</link>
		<comments>http://www.bilgiarsivi.com/parlamento-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 09:40:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Crex</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilgi Arşivi]]></category>

		<category><![CDATA[meclis]]></category>

		<category><![CDATA[parlamento]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgiarsivi.com/?p=216</guid>
		<description><![CDATA[Parlamento (İtalyanca&#8217;dan), yasama gücüne ve yetkisine sahip meclis veya meclisler. &#8220;Konuşmak&#8221; anlamına gelen Fransızca &#8220;parler&#8221; sözcüğünden gelmektedir. Parlamento lügat manasıyle, müzakere eden, yani bir karara varmak üzere, belli mevzular üzerinde konuşan heyet demektir. Parlamento kelimesinin doğuş yeri İngiltere&#8217;dir. 13. yüzyılın başlarında kullanılmaya başlanmıştır.
İngiltere&#8217;de krallar, devletin işlerini görüşmek ve özellikle yeni bir vergi koymak istedikleri zaman, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Parlamento (İtalyanca&#8217;dan), yasama gücüne ve yetkisine sahip meclis veya meclisler. &#8220;Konuşmak&#8221; anlamına gelen Fransızca &#8220;parler&#8221; sözcüğünden gelmektedir. Parlamento lügat manasıyle, müzakere eden, yani bir karara varmak üzere, belli mevzular üzerinde konuşan heyet demektir. Parlamento kelimesinin doğuş yeri İngiltere&#8217;dir. 13. yüzyılın başlarında kullanılmaya başlanmıştır.<br />
İngiltere&#8217;de krallar, devletin işlerini görüşmek ve özellikle yeni bir vergi koymak istedikleri zaman, devlet erkanından başka, halk tarafından da mebuslar seçilmesini emreder ve bunları bir meclis halinde toplardı. Meseleler görüşüldükten sonra, karar meclisi dağılırdı.<br />
<span id="more-216"></span><br />
Memleketin dört bir köşesinden gelen mebuslar, mebusluk hakkını kaybederek evlerine dönerlerdi. Kral tekrar bir istişarede bulunmak isterse yeniden seçimler yapılır ve yeni bir meclis meydana getirilirdi. Böylece bir sene içinde üç defa seçim yapılır, üç yeni meclisin toplandığı görülürdü. Meclisin belli bir zamanı ve müddeti yoktu. Esasen bu meclis tamamiyle ihtisasi mahiyette bir meclisti. Sonradan bu usul değiştirilmiş ve daha pratik bir usul konulmuş. Neticede, seçilen milletvekillerinin üç dört sene gibi daha uzun bir zaman vazifede kalmaları ve parlamento adı verilen bir meclis meydana getirmeleri sağlanmıştır. Daha sonra parlamenter rejim İngiltere&#8217;de yerleştikten sonra, parlamento bu rejimin unsurlarından biri haline gelmiştir.<br />
İngiltere&#8217;de parlamento iki meclislidir. Bunlardan biri zengin ve soyluların meydana getirdiği Lordlar Kamarası, diğeri ise halkın temsilcilerinden meydana gelen Avam Kamarasıdır. On üçüncü yüzyılın başlarında İngiltere&#8217;de Lordlar Kamarası daha ağır basıyordu. Sonraları, Lordlar Kamarasının parlamentodaki gücü zayıfladı. Avam Kamarası daha güçlü hale geldi.<br />
Hemen hemen bütün dünya devletlerinde üye sayıları ve yetkileri ülke şartlarına göre değişen parlamentolar mevcuttur. Her ülkede kanun yapmak, yeni kurallar tespit etmek yetkisi parlamentolara verilmiştir. Eskiden kanun yapmak yetkisi de krallara ait olduğu için, parlamentonun doğuşu büyük mücadeleler sonucu gerçekleşmiştir. Özellikle Fransız tarihi bu tip mücadelelerle doludur. Parlamento tek meclisli veya birden fazla meclisli olabilmektedir. İngiltere&#8217;de, ABD&#8217;de, Fransa&#8217;da iki meclisli parlamento mevcuttur. Türkiye&#8217;de 1876 Kanun-ı Esasi iki meclisli, 1921 ve 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunları tek meclisli, 1961 anayasası iki meclisli 1982 Anayasası tek meclisli, parlamento usulünü kabul etmiştir.<br />
Parlamentolarda bulunan milletvekili sayısı da ülke şartlarına göre değişmektedir. Parlamentonun kaç kişiden meydana geleceği her ülkenin kendi anayasası ile belirlenmiştir. Mesela Türkiye&#8217;de 1982 Anayasası, parlamentonun 400 milletvekilinden teşekkül etmesini hükme bağlamış; daha sonra yapılan değişiklikle 450&#8242;ye çıkarılmıştır. 1961 Anayasası ise 600 kişilik bir parlamento kabul etmişti. Bunun 450 üyesi Millet Meclisinde 150 üyesi ise Cumhuriyet Senatosunda bulunuyordu. Ayrıca 27 Mayıs 1960 ihtilalini yapan Milli Birlik Komitesi üyeleri, ömür boyu Tabii Senatör olarak Cumhuriyet Senatosu üyesi sayılmışlardı. Bunların dışında 15 üye de Cumhuriyet Senatosuna Cumhurbaşkanı tarafından Kontenjan Senatörü olarak tayin ediliyordu. 1982 Anayasası kaldırılmıştır.<br />
Parlamento çalışmaları aleni olarak cereyan eder. Yani isteyen vatandaşlar parlamento çalışmalarını takip edebilir. Fakat parlamento gizli kalmasını istediği önemli konuları görüşürken kapalı toplantılar da yapabilir. Parlamentoda oyların sayımı muhtelif şekillerde olabilir. Kapalı zarf usulü, ayağa kalkarak veya parmak kaldırmak gibi usullerle oylama yapılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilgiarsivi.com/parlamento-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>AIDS Nedir?</title>
		<link>http://www.bilgiarsivi.com/aids-nedir/</link>
		<comments>http://www.bilgiarsivi.com/aids-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 09:39:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Crex</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilgi Arşivi]]></category>

		<category><![CDATA[aids]]></category>

		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgiarsivi.com/?p=214</guid>
		<description><![CDATA[AIDS, tedavi alınmadığı takdirde &#8216;HIV&#8217; virüsünün bağışıklık sistemini zayıflatarak yol açtığı bir sendromdur. AIDS tablosuna gelen kişiler; cilt kanseri ve bunun gibi ciddi enfeksiyonlara yakalanırlar. Açılımı &#8220;Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromufare viris taşıyan kişiye HIV pozitif denir. HIV pozitif olmak ile AIDS olmak aynı şey olmadığı gibi, her HIV pozitif olan kişi AIDS tablosuna gelecektir diye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AIDS, tedavi alınmadığı takdirde &#8216;HIV&#8217; virüsünün bağışıklık sistemini zayıflatarak yol açtığı bir sendromdur. AIDS tablosuna gelen kişiler; cilt kanseri ve bunun gibi ciddi enfeksiyonlara yakalanırlar. Açılımı &#8220;Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromufare viris taşıyan kişiye HIV pozitif denir. HIV pozitif olmak ile AIDS olmak aynı şey olmadığı gibi, her HIV pozitif olan kişi AIDS tablosuna gelecektir diye bir durum yoktur. Günümüzde uygulanan ART ilaç tedavisi ile HIV pozitif olan kişiler AIDS tablosuna gelmeden yaşamlarını sürdürebilmektedirler. af çok acı verir ama geçer yağlı yiyecek yemeyin Yani doktor olarak bilinenin aksine, HIV pozitif olan kişiler artık ölümü beklemiyorlar. Günümdeki tedavi olanakları ile HIV/AIDS artık kronik bir hastalıktır.<br />
HIV virüsü kana bulaştıktan sonra uzun yıllar belirti vermeyebilir. Bulaşma gerçekleştikten 3 ay sonra yapılan testler en doğru sonucu verir&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilgiarsivi.com/aids-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Grip Nedir ?</title>
		<link>http://www.bilgiarsivi.com/grip-nedir/</link>
		<comments>http://www.bilgiarsivi.com/grip-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 09:38:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Crex</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[grip]]></category>

		<category><![CDATA[nedir]]></category>

		<category><![CDATA[virüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgiarsivi.com/?p=212</guid>
		<description><![CDATA[Tip dilinde İnfluenza olarak da bilinen grip, viral bir hastalıktır. Sağlıklı insanlarda ortalama bir haftada geçmesine rağmen; vücut direncini düşüren kronik hastalığı olan kişilerde (şeker, kalp-akciğer hastalıkları, AIDS vb.) ve yaşlılarda pnömoni (zatürre), menengoensefalit (beyin iltihabı), miyokardit (kalp kası iltihabı) gibi ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara yol açabilir. Bu tür risk grubundaki kişilere &#8220;yüksek risk grubundaki kişiler&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tip dilinde İnfluenza olarak da bilinen grip, viral bir hastalıktır. Sağlıklı insanlarda ortalama bir haftada geçmesine rağmen; vücut direncini düşüren kronik hastalığı olan kişilerde (şeker, kalp-akciğer hastalıkları, AIDS vb.) ve yaşlılarda pnömoni (zatürre), menengoensefalit (beyin iltihabı), miyokardit (kalp kası iltihabı) gibi ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara yol açabilir. Bu tür risk grubundaki kişilere &#8220;yüksek risk grubundaki kişiler&#8221; denir.<br />
Grip virüsü Orthomyxoviridae familyasına mensup örtülü bir RNA virüsüdür. Virüsteki nükleik asit 8 tane negatif anlamlı RNA&#8217;dan oluşur. RNA&#8217;nın kopyalanmasında hata oranı yüksek olduğu için, virüs genomu sürekli değişim halindedir. Ayrıca, aynı hücreyi birden fazla virüsün enfekte etmesi durumunda viral RNA parçaları birbirleriyle karışıp yeni genetik kombinezonlar oluşturabilirler. Bu nedenlerden dolayı vücudun bir grip türüne karşı kazandığı bağışıklık ertesi yıl ortaya çıkan yeni bir salgına karşı genelde etkisiz olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilgiarsivi.com/grip-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Paranoya Nedir</title>
		<link>http://www.bilgiarsivi.com/paranoya-nedir/</link>
		<comments>http://www.bilgiarsivi.com/paranoya-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 09:36:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Crex</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[hastalık]]></category>

		<category><![CDATA[paranoya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgiarsivi.com/?p=208</guid>
		<description><![CDATA[Paranoya, aşırı endişe veya korkuyla karakterize edilen, sıkça mantıksız kuruntularla bilinen bir rahatsızlıktır. Kelime Yunanca&#8217;da, &#8220;παράνοια&#8221; (paranous) &#8220;düpedüz delilik&#8221; anlamına gelir (para = dışarda; nous = akıl, aklını kaçırma) ve terim geçmişte kuruntu, delirme durumlarını ifade etmek için kullanılmıştır.
Paranoya çoğu zaman şizofreni gibi psikotik hastalıklarla iç içedir. Bununla birlikte seyrek olarak, paranoyak kişilik bozukluğu gibi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Paranoya, aşırı endişe veya korkuyla karakterize edilen, sıkça mantıksız kuruntularla bilinen bir rahatsızlıktır. Kelime Yunanca&#8217;da, &#8220;παράνοια&#8221; (paranous) &#8220;düpedüz delilik&#8221; anlamına gelir (para = dışarda; nous = akıl, aklını kaçırma) ve terim geçmişte kuruntu, delirme durumlarını ifade etmek için kullanılmıştır.<br />
Paranoya çoğu zaman şizofreni gibi psikotik hastalıklarla iç içedir. Bununla birlikte seyrek olarak, paranoyak kişilik bozukluğu gibi, psikotik olmayan, diğer durumlarda da gözlenebilir.<br />
Paranoya, bireyin herhangi bir olay karşısında olayın oluşumundan farklı olarak gelişebileceğini kendi içerisinde canlandırma yolu ile öne sürdüğü ve sınırsız sayıda çeşitlendirebileceği hayal ürünlerinin tümüdür.<br />
Halk arasında, paranoya deyimi, genellikle bir şahsın, çevresindekiler hakkında aşırı şüpheciliğini tanımlamak için kullanılır. Böyle bir kişiye yapılan tavsiyeler, iyi niyetli bile olsa, o kişi tarafından kötü niyetle yapılmış olarak algılanır. Başkalarının kendisi hakkında komplo yaptığı kuruntusuna kapılabilir, kendilerine veya mülklerine karşı bir tehdit olduğu endişesi içine düşer. Bu düşünceler, o şahısa büyük rahatsızlık verir. Çevresindekiler de, bu durumdan rahatsız olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilgiarsivi.com/paranoya-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik</title>
		<link>http://www.bilgiarsivi.com/evlilik/</link>
		<comments>http://www.bilgiarsivi.com/evlilik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 09:35:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Crex</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<category><![CDATA[evlilik]]></category>

		<category><![CDATA[karı]]></category>

		<category><![CDATA[koca]]></category>

		<category><![CDATA[nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgiarsivi.com/?p=206</guid>
		<description><![CDATA[Evlilik, iki kişinin aile kurmak üzere kanunların uygun gördüğü şekilde, ruhen ve bedenen bir ömür boyu sürecek şekilde biraraya gelmesi.
Evlilik, neredeyse her zaman karşı cinsten iki kişi arasında gerçekleşir;kimi kültürlerde ise, eşcinsel evlilik türleri hoşgörüyle karşılanmaktadır. Evlilik olağan olarak, ailenin çoğalmasının temelini oluşturur. Yani, evli çiftin çocuk yaparak onları yetiştirmeleri beklenir. Pek çok toplum, kişinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evlilik, iki kişinin aile kurmak üzere kanunların uygun gördüğü şekilde, ruhen ve bedenen bir ömür boyu sürecek şekilde biraraya gelmesi.<br />
Evlilik, neredeyse her zaman karşı cinsten iki kişi arasında gerçekleşir;kimi kültürlerde ise, eşcinsel evlilik türleri hoşgörüyle karşılanmaktadır. Evlilik olağan olarak, ailenin çoğalmasının temelini oluşturur. Yani, evli çiftin çocuk yaparak onları yetiştirmeleri beklenir. Pek çok toplum, kişinin aynı anda birkaç eşle birden evlendiği çokeşliliğe izin vermemektedir.<br />
Medeni hukuk ve tarihte evlenmenin amacı, müstakbel eşlerin devamlı bir yuva kurmak için yaptıkları karşılıklı taahütlere resmi bir nitelik kazandırmaktır. Nitekim, insan topluluklarının çoğunda, evlenme vardır ve dünyaya çocuk getirilmesi, bunların korunması ve eğitilmesi amacıyla eşlerin biraraya gelmesi olarak kabul edilmiştir. Bununla beraber, bazı evlenmelerin böyle bir amacı bulunmadığı da bir gerçektir, örneğin yaşı geçkinlerin evlenmesi veya ölüm halindeyken yapılan evlenmeler gibi; fakat bunların sayısı azdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilgiarsivi.com/evlilik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bésame Mucho</title>
		<link>http://www.bilgiarsivi.com/besame-mucho/</link>
		<comments>http://www.bilgiarsivi.com/besame-mucho/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 14:53:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Crex</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgiarsivi.com/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bésame Mucho&#8221; 1940 yılında Consuelo Velázquez&#8217;ın onaltıncı doğum gününden önce yazdığı Meksika şarkısıdır.
&#8220;Bésame mucho&#8221; kelimesi İngilizce &#8220;kiss me a lot&#8221; a karşılık gelmektedir. Velázquez, şarkıyı yazdığında henüz hiç öpüşmediğini, ayrıca 1916 yılında Enrique Granados tarafından seslendirilmiş olan &#8220;Quejas, o la Maja y el Ruiseñor&#8221; İspanyol Goyescas operasındaki aryadan esinlendiğini belirtmiştir.
Emilio Tuero şarkıyı ilk plak yapan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Bésame Mucho&#8221; 1940 yılında Consuelo Velázquez&#8217;ın onaltıncı doğum gününden önce yazdığı Meksika şarkısıdır.</p>
<p>&#8220;Bésame mucho&#8221; kelimesi İngilizce &#8220;kiss me a lot&#8221; a karşılık gelmektedir. Velázquez, şarkıyı yazdığında henüz hiç öpüşmediğini, ayrıca 1916 yılında Enrique Granados tarafından seslendirilmiş olan &#8220;Quejas, o la Maja y el Ruiseñor&#8221; İspanyol Goyescas operasındaki aryadan esinlendiğini belirtmiştir.</p>
<p>Emilio Tuero şarkıyı ilk plak yapan sanatçıdır. Parça, bir çok şarkıcının özellikle de Beatles&#8217;in albümünü süslemiştir. Beatles 1962 yılındaki tüm canlı konserlerinde de şarkıyı söylemiştir. Bésame Mucho, Beatles&#8217;in belgesel filmi Let It Be&#8217;de de yer almıştır.</p>
<p>Bestelendiğinden bu yana parçaya veya melodisine Miami Vice, Season Three Episode, &#8220;Viking Bikers From Hell.&#8221; gibi bir çok filmde rastlanmıştır.</p>
<p>&#8220;Bésame Mucho&#8221;&#8216;nun başka dillere çevrilmiş &#8220;Kiss Me Much&#8221;, &#8220;Kiss Me a Lot&#8221;, &#8220;Kiss Me Again and Again&#8221;, &#8220;Embrasse-Moi&#8221;, &#8220;Stale Ma Bozkavaj&#8221; and &#8220;Szeretlek én&#8221; gibi karşılıkları mevcuttur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilgiarsivi.com/besame-mucho/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kondansatör</title>
		<link>http://www.bilgiarsivi.com/kondansator/</link>
		<comments>http://www.bilgiarsivi.com/kondansator/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 09:32:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Crex</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<category><![CDATA[elektronik]]></category>

		<category><![CDATA[kondansatör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgiarsivi.com/?p=191</guid>
		<description><![CDATA[Kondansatör, elektronların kutuplanarak elektriksel yükü elektrik alanın içerisinde depolayabilme özelliklerinden faydalanılarak, bir yalıtkan malzemenin iki metal tabaka arasına yerleştirilmesiyle oluşturulan temel elektrik ve elektronik devre elemanıdır. Piyasada kapasite, kapasitör, sığaç gibi isimlerle anılan kondansatörler, 18. yüzyılda icat edilip geliştirilmeye başlanmış ve günümüzde teknolojinin ilerlemesinde büyük önemi olan elektrik - elektronik dallarının en vazgeçilmez unsurlarından biri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kondansatör, elektronların kutuplanarak elektriksel yükü elektrik alanın içerisinde depolayabilme özelliklerinden faydalanılarak, bir yalıtkan malzemenin iki metal tabaka arasına yerleştirilmesiyle oluşturulan temel elektrik ve elektronik devre elemanıdır. Piyasada kapasite, kapasitör, sığaç gibi isimlerle anılan kondansatörler, 18. yüzyılda icat edilip geliştirilmeye başlanmış ve günümüzde teknolojinin ilerlemesinde büyük önemi olan elektrik - elektronik dallarının en vazgeçilmez unsurlarından biri olmuştur. Elektrik yükü depolama, reaktif güç kontrolü, bilgi kaybı engelleme, AC/DC arasında dönüşüm yapmada kullanılırlar ve tüm entegre elektronik devrelerin vazgeçilmez elemanıdırlar.</p>
<p>Kondansatörlerin karakteristikleri olarak;</p>
<p>plakalar arasında kullanılan yalıtkanın cinsi,<br />
çalışma ve dayanma gerilimleri,<br />
depolayabildikleri yük miktarı<br />
sayılabilir. Bu kriterler göz önünde bulundurulduktan sonra gereksinime uygun olan kondansatör tercih edilir. Kondansatörlerin fiziksel büyüklükleri, çalışma gerilimleri ve depolayabilecekleri yük miktarına bağlıdır. Tasarım açısından ise çeşitlilik boldur, hemen hemen her boyut ve şekilde kondansatör temin edilebilir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilgiarsivi.com/kondansator/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yahya Kemal Beyatlı</title>
		<link>http://www.bilgiarsivi.com/yahya-kemal-beyatli/</link>
		<comments>http://www.bilgiarsivi.com/yahya-kemal-beyatli/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2008 17:02:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Crex</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilgi Arşivi]]></category>

		<category><![CDATA[yahya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgiarsivi.com/?p=189</guid>
		<description><![CDATA[1884 yılında Üsküp &#8216;te dünyaya gelmiştir. Asıl adı Ahmed Agâh&#8217;tır. İlköğrenimini Üsküp&#8217;te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur. Başlangıçta Sultan II. Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Paris&#8217;e gitti. Fransa &#8216;da siyasal bilgiler okurken hocası Albert Sorrel&#8217;in etkisinde kaldı ve düşüncelerinde değişmeler oldu.
Fransa&#8217;da 9 yıl kaldı. Fransız Edebiyatı&#8217;nı ve edebiyatçılarını yakından tanıma imkânı buldu. Onlardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1884 yılında Üsküp &#8216;te dünyaya gelmiştir. Asıl adı Ahmed Agâh&#8217;tır. İlköğrenimini Üsküp&#8217;te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur. Başlangıçta Sultan II. Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Paris&#8217;e gitti. Fransa &#8216;da siyasal bilgiler okurken hocası Albert Sorrel&#8217;in etkisinde kaldı ve düşüncelerinde değişmeler oldu.</p>
<p>Fransa&#8217;da 9 yıl kaldı. Fransız Edebiyatı&#8217;nı ve edebiyatçılarını yakından tanıma imkânı buldu. Onlardan etkilendi. Doğu Dilleri Okulu&#8217;na devam ederek Arapça ve Farsça &#8217;sını geliştirdi. Divan şiiri üzerinde yoğunlaştı.</p>
<p>1913 yılında İstanbul&#8217;a döndü. Darülfünûn&#8217;da tarih ve edebiyat dersleri okuttu. Gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Lozan Konferansı&#8217;na katıldı. 1923&#8242;te Urfa Milletvekili seçildi. Çeşitli ülkelerde diplomatik görevler alarak Türkiye&#8217;yi temsil etti. Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul Milletvekilliği yaptı. Pakistan Büyükelçiliği görevindeyken emekli oldu (1949) ve yurda döndü.</p>
<p>Tedavi için Paris&#8217;e gitti. Bir yıl sonra da öldü (1958). Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden birisidir. Edebiyata ilk atıldığı vakitler Bakî&#8217;nin bir taklitçisi olarak lanse edilmiştir ama onun sanat dehası daha sonra bu çevrede kendisinin çağında kendine özgü bir şair olduğunu kanıtlamıştır.</p>
<p>Edebiyat tarihi ve edebiyat tarihçileri &#8220;Dört Aruzcular&#8221; olarak adlandırılanlar içinde Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy ve Ahmet Haşim&#8217;in bulunduğu kavram ayrımı içine koymuştur. Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmış olmasına rağmen tek bir şiiri bu konu da istisna olmuştur: O da, 11&#8242;lik hece vezniyle yazdığı Ok şiiridir. Klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı kalarak, kendine özgü bir şair olmuştur. San&#8217;atta ve edebiyatta millî ve manevî değerlere bağlı kalmıştır. Şiirlerinde görülen ritim ögesi daima aynı sürer. Kurduğu bu ritimde anlatmak istediği düşünce ya da his yavaş yavaş dizelere yayılmaya başlar ve her anlam ayrımında araya müziği bir perde gibi koyarak ses ve anlam kavramınının her ikisinin de birbiri içinde yitip gitmesini önler. Bunda o kadar başarılıdır ki Süleymaniye&#8217;de Bayram Sabahı adlı şiirinde okuyucuyu tarihi bir iklimin yanı sıra müzikal ve ruhî bir havaya sokar, bu havayı takiben de tarihi dekor ve değinişler okuyucuda manevi bir güç yaratır. Şiirlerinde zaman zaman hayranı olduğu Charles Baudaleire ve Arthur Rimbaud&#8217;nun etkisi görülmekle beraber Yahya Kemal neticede &#8220;Gemiler geçmeyen bir ummanda&#8221; kendi şairlik abidesini kurmuştur. Yahya Kemal&#8217;in şiirlerinde ne kadar zor bir çalışma verdiğinin bilinmesi gerekir. Hatta bazı şiirilerini 30 yıl gibi bir zamanda yazdığını söylediğinde bu konunun nedenini şiirlerinin vermek istediği anlamı tam vermesinin gerekli olduğunu söylemiştir. Edebiyat dünyasında Tevfik Fikret&#8217;le yaptığı kalem kavgası önemli yer tutar. Tevfik Fikret&#8217;in gerek İstanbul&#8217;a kızdığı ve nefret ettiği için gerekse 20. yüzyıl başlarındaki baskılı ve sıkıntılı dönem yüzünden İstanbul&#8217;u anlattığı ve ağır bir sövgü içeren &#8220;Sis&#8221; adlı şiirine karşılık Yahya Kemal buna çok sert bir şiiri olan &#8220;Siste Söyleniş&#8221; adlı şiiri yazarak aydın çevresine ve halka umut vermiştir. Yahya Kemal Beyatlı, ölümünden kısa bir süre önce şu beyti söylemiştir:</p>
<p>    * Ölmek kaderde var; yaşayıp köhnemek hazin,</p>
<p>    Buna bir çare yok mudur ya Rabbilâlemin?</p>
<p>Yahya Kemal Beyatlı, şiirde mükemmelliği aradığı için olsa gerek, yaşadığı sürece şiirlerini kitap hâline getirmemiş; ancak ölümünden sonra kurulan Yahya Kemal Enstitüsü&#8217;nün yardımı ile şiirleri kitap halinde basılmış; bir çoğu da başta Münir Nurettin Selçuk ve Osman Nihat Akın olmak üzere ünlü bestekârlar tarafından bestelenmiştir. Endülüs&#8217;te Raks, Aziz İstanbul, Geçmiş Yaz, Rindlerin Ölümü, Sessiz Gemi&#8230; gibi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilgiarsivi.com/yahya-kemal-beyatli/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
